30 Kasım 2014 Pazar



MEVSİMLER

                   Yazı yazmayı çok seviyorum ama hiç tepki almayınca acaba kendi kendime mi konuşuyorum diyorum. =) Belki de öyledir, kendim yazıp kendim okuyorumdur...


                  Kış mevsimi kendini göstermeye başladı. En çok üzüldüğüm nokta bu sonbaharda fotoğraf  çekmedim hiç. Sonbaharın renklerini çok severim. Hüzün mevsimidir ya bana kendimi sorgulamamı sağlar... Çoğu zaman hüzünlensem de...


                 Kışı da çok severim ama hava kapalı olunca , soğuk olunca çok yoruluyorum psikolojik olarak...  Umarm bu kış daha güzel geçer =)

29 Kasım 2014 Cumartesi



NASIL BUNA DAYANIR Kİ İNSAN?

            Yirmi sekizinde bir anne... Daha ne oğluna doyabilmiş ne de eşine... Belki de umutla kalktıkları bir sabahtı, belki de birazcık tartışmışlardı... Ne olursa olsun aynı evin içinde mutluydular...

        Yirmisindeydi komşunun oğluna sevdalandığında. Aileler başta olmaz deseler de yenememişlerdi sevdalarını... Evlendiler, mavi gözlü, sarı saçlı bir çocuğa anne baba oldular...
Mutlu oldular...

        Uzaktan tanırdım onları, çok uzaktan. Ama oğullarını çok kez sokakta görüp sevmiş, zekasına hayran olmuştum.


       Bir cumartesi sabahı aldım haberini... Yirmi sekizinde o güzel anne çocuğunu okula götürürken bir arabanın altında kalmış... Çocuğunun gözleri önünde. Şimdi neye yanarsın, o annenin öldüğüne mi, çocuğunun gördüğüne mi.  O çocuğun anneye doyamamasına mı... Eşine mi? Hatta şoföre mi? Hepsine tek tek yandım... En çok da o mavi gözlü, sarı saçlı çocuğa...

     Daha beş yaşında... Babasına sarılıp beni bırakma baba, diyormuş. Annem, benim yüzümden öldü, diyormuş. Çocuk aklıyla zihninde neler düşlüyordur kimbilir... Ve annesini en son o halde gördü, unutur mu sanmıyorum...


     Güzel gözlü çocuk... Rabbim, yardımcın olsun... Rabbim seni babana, babanı sana bağışlasın...

24 Kasım 2014 Pazartesi



BİR ANI;İYİ Kİ ÖĞRETMENİM!

               Öğretmenliğin ilk yıllarıydı. Heyecanlı, tedirgin, öğrencilerin yüreklerine inmeye çalışan acemi bir öğretmen... Okulun en yaramaz sınıfının, sınıf öğretmeniydim. Kim ne derse desin, ne kadar kızarsam kızayım hepsini çok severdim. Hepsi benim çocuğum gibiydi.


              O gün, yine bütün gün onlar hakkında şikayetleri dinlemiş, içten içe onlara kızmıştım. İçimde bir yan da onların çocuk olduğunu hatırlatıp duruyordu. Biliyordum, birgün büyüyecekler ve kendilerini eleştireceklerdi...

              Ders zili çaldı, merdivenlerden aşağı inerken kahve kokusu duydum. Ah, dedim ne kadar güzel kokuyor. Eve gidince hemen yapıp içeyim. o güzel koku eşliğinde derse girdim ve bir de ne göreyim elinde kahveyle kızlarım beni bekliyor. Hiç aklıma gelmezdi öğrencilerimin bunu yapacağı, konumuz kahveydi, Türk toplumunda kahvenin önemiydi... Araştırmalarını istemiştim, onlar bana kahveyle karşılık verdi...

            Ne yaptım ben, kızdım çocuklara. Ama içimden, aferin diyerek. Sevinerek kızdım. Kızdım ki yapmamaları gereken bir şeyi yaptıkları için. Okulda bunun olmaması gerektiğini kabul etmemiz gerektiği için... Üzülerek kızdım çocuklarıma... Sonra baktım onlara, birgün başka yerde içeriz beraber olmaz mı, dedim... Yüzleri güldü. İçim güldü... Anlattım neden kızdığımı, baktılar bana ve anladım ki hiç kırılmadılar bana. Biliyorlardı eminim gözlerimden anlıyorlardı onları kucakladığımı kızarken...

         Onlar benim çocuklarım, nasıl anne, nasıl bana üzülürse onların gözleri dolunca ben de üzülürüm... Benim de içimden bir şeyler kopar... Ve onlar gülünce içim coşar...


         Ve ben iyi ki öğretmenim!

23 Kasım 2014 Pazar





ÖĞRETMEN OLMAK...
    
                   Öğretmen olmak, her sabah güneşten önce  doğmaktır... İnsanın içindeki o en karanlık anları aydınlatmaya çalışmaktır... Karanlığa meydan okumaktır.


                    Öğretmen olmak, gece aya eşlik etmektir öğrencilerini düşleyerek... Çoğu zaman her birini tek tek düşünüp, onlar adına korkmak onlar için mutlu olmaktır. Sayısız bedeni, sayısız ruhu yüreğinde hissetmektir...


                  Öğretmen olmak,tanımadığın insanlar için heyecanlanmaktır, onlarla ilk kez karşılaştığında. Gözlerindeki ışıkta kendini bulmak ve o ışığın hep aydınlanması için çabalamaktır...


                 Öğretmen olmak, doğuda batıda...kuzeyde güneyde... Anadolunun en ücra köşesinde... Bıkmadan, usanmadan hayat olmaktır,su olmaktır çorak gönüllere. 


                 Sevmektir öğretmen olmak, o küçücük yürekleri,o açmayı bekleyen çiçekleri... Kimi zaman canımızı yaksalar da onlardan vazgeçmemektir...


                   Öğretmen olmak, kelimelerle anlatılamaz aslında, atlatmaya kimsenin kelimeleri yetmez sanki. Öğretmen olmak bu dünya üzerinde baki kalmaktır.


Sevgilerle,
Bütün Öğretmenlerimizin
Öğretmenler Günü  Kutlu Olsun...

22 Kasım 2014 Cumartesi



YAZ OLSUN!
Ne zaman kış olur ömrümüz ne zaman yaz... Bu dışarıdaki mevsimle çoğu zaman örtüşmez... Dışarda lapa lapa kar yağarken ya da bardaktan boşalırcasına yağmur düşerken yer yüzüne içimiz en güzel yazları yaşar. Ya da tam tersi... Bu etrafımızdaki insanlara, en çok da bize bağlıdır...

Hayatımız hep yaz olsun, yağmur yağacaksa da yaz yağmuru olsun...

Sevgiler...

21 Kasım 2014 Cuma

 

UYKUM VAR!

       Her sabah, güne uyanmak öyle işkenceye dönüşüyor ki ben de, güneşin doğmasını istemez oldum. Uykuyu bu kadar seven ben, en çok da sabah uykusunu özledim... Uyumak adına nelerden vazgeçmedim ki... Kendime çok kurallar koydum, en çok da uyku için kurallarımı yıktım. Otuza merdiven dayadığım şu günlerde zamanın kıymetini hatırlatıp duruyor zihnim. Uyumaya çok zaman ayırma, zamanını başka şeylerle doldur, diyor da zihnimi dinlemeyen tarafım boşver o konuşsun dursun sen uyu diyor... Ne hoş değil mi? Çocukken de böyleydim, millet erkende kalkar sokaklara düşerdi top peşinde koşmak için de benim aklımın ucuna bile gelmezdi oyun, sonuçta uyku varken! Ya da o çok önemli sınavlarda erken saatte kalkıp da ders çalışmak, asla bana göre değildi. Kalksam da masada, kitabın başında uyuyakalırdım... 

       Sabahın bereketine inanıyor, zorla da kalksam o günlerimin daha verimli geçtiğini fark ediyorum. Ama o günler ne yazık ki bu verimliliğe rağmen mutsuz oluyorum. Ne yazık ki! 
      
      Sahi, benden başka uyku için yazı yazan var mıdır? Sanmıyorum... Ama şu aralar günlerce uyumaya ihtiyacım olduğundan mıdır nedir, kelimelerime düştü uykum...