BİR ANI;İYİ Kİ ÖĞRETMENİM!
Öğretmenliğin ilk yıllarıydı. Heyecanlı, tedirgin, öğrencilerin yüreklerine inmeye çalışan acemi bir öğretmen... Okulun en yaramaz sınıfının, sınıf öğretmeniydim. Kim ne derse desin, ne kadar kızarsam kızayım hepsini çok severdim. Hepsi benim çocuğum gibiydi.
O gün, yine bütün gün onlar hakkında şikayetleri dinlemiş, içten içe onlara kızmıştım. İçimde bir yan da onların çocuk olduğunu hatırlatıp duruyordu. Biliyordum, birgün büyüyecekler ve kendilerini eleştireceklerdi...
Ders zili çaldı, merdivenlerden aşağı inerken kahve kokusu duydum. Ah, dedim ne kadar güzel kokuyor. Eve gidince hemen yapıp içeyim. o güzel koku eşliğinde derse girdim ve bir de ne göreyim elinde kahveyle kızlarım beni bekliyor. Hiç aklıma gelmezdi öğrencilerimin bunu yapacağı, konumuz kahveydi, Türk toplumunda kahvenin önemiydi... Araştırmalarını istemiştim, onlar bana kahveyle karşılık verdi...
Ne yaptım ben, kızdım çocuklara. Ama içimden, aferin diyerek. Sevinerek kızdım. Kızdım ki yapmamaları gereken bir şeyi yaptıkları için. Okulda bunun olmaması gerektiğini kabul etmemiz gerektiği için... Üzülerek kızdım çocuklarıma... Sonra baktım onlara, birgün başka yerde içeriz beraber olmaz mı, dedim... Yüzleri güldü. İçim güldü... Anlattım neden kızdığımı, baktılar bana ve anladım ki hiç kırılmadılar bana. Biliyorlardı eminim gözlerimden anlıyorlardı onları kucakladığımı kızarken...
Onlar benim çocuklarım, nasıl anne, nasıl bana üzülürse onların gözleri dolunca ben de üzülürüm... Benim de içimden bir şeyler kopar... Ve onlar gülünce içim coşar...
Ve ben iyi ki öğretmenim!