NASIL BUNA DAYANIR Kİ İNSAN?
Yirmi sekizinde bir anne... Daha ne oğluna doyabilmiş ne de eşine... Belki de umutla kalktıkları bir sabahtı, belki de birazcık tartışmışlardı... Ne olursa olsun aynı evin içinde mutluydular...
Yirmisindeydi komşunun oğluna sevdalandığında. Aileler başta olmaz deseler de yenememişlerdi sevdalarını... Evlendiler, mavi gözlü, sarı saçlı bir çocuğa anne baba oldular...
Mutlu oldular...
Uzaktan tanırdım onları, çok uzaktan. Ama oğullarını çok kez sokakta görüp sevmiş, zekasına hayran olmuştum.
Bir cumartesi sabahı aldım haberini... Yirmi sekizinde o güzel anne çocuğunu okula götürürken bir arabanın altında kalmış... Çocuğunun gözleri önünde. Şimdi neye yanarsın, o annenin öldüğüne mi, çocuğunun gördüğüne mi. O çocuğun anneye doyamamasına mı... Eşine mi? Hatta şoföre mi? Hepsine tek tek yandım... En çok da o mavi gözlü, sarı saçlı çocuğa...
Daha beş yaşında... Babasına sarılıp beni bırakma baba, diyormuş. Annem, benim yüzümden öldü, diyormuş. Çocuk aklıyla zihninde neler düşlüyordur kimbilir... Ve annesini en son o halde gördü, unutur mu sanmıyorum...
Güzel gözlü çocuk... Rabbim, yardımcın olsun... Rabbim seni babana, babanı sana bağışlasın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder