22 Aralık 2014 Pazartesi
21 Aralık 2014 Pazar
KAR YAĞSA ŞÖYLE
Kar yağsa diyorum şöyle lapa lapa, koşsak karlar içinde... Kardan adam yapsak, adam olamayanlara inat. Sonra havuca kıyamayıp yesek burnuna takmadan. Çocuğuz ya gülsek kahkahalarla... Sonra üşüse ellerimiz, koşsak eve ısıtmak için sobada... Sobamız yansa meşe odunuyla gürül gürül. Koysa üzerine annemiz kendi eliyle yaptığı bazlamayı... Hem yesek hem izlesek dışarıda yağan karı... Çocuk olsak yeniden!
Yağsa kar şimdi, ellerimiz üşüse ama yüreğimiz ısınsa çocukluk anılarıyla!
Çocukluğa Özlem Duyan Biri
20 Aralık 2014 Cumartesi
SESSİZ OL!
Sessiz ol, dünya uyuyor.
Yalana ihanete kanıyor.
Sessiz ol, dünya yanıyor.
Hem ihanetle, hem yalanla...
Sessiz ol, aman!
Bunca dert bunca tasa
Çok yaman!
Ölüyor çoluk çocuk,
Ama sen yine de
Sessiz ol dünya,
Kör ol dünya!
18 Aralık 2014 Perşembe
DAHA YOLUN BAŞINDASIN ÇOCUK!
Yoruldum çocukların gözlerinde umutsuzluğu görmekten,
Yoruldum gelecek diye onlara bakmaktan...
Hayat yıkmış onları, bitmişler, çaresizler.
Aslında yaşadıkları sadece basit küsmeler...
Bilmiyor ki benim çocuklarım,
Hayat hep sınav yapar,
Şimdikiler kolaydır, büyüdükçe zorlaşır...
Bilmiyor ki benim çocuklarım,
Hayat daha çok ağlatır!
9 Aralık 2014 Salı
YAŞA BUGÜNÜ!
Yaşamak gerekli bugünü,
Düne bakmadan,
Geleceği çok da düşünmeden.
Yaşamak gerekli bugünü,
Kah gülerek, kah ağlayarak...
Sevmek gerek bugünü,
Tüm acısıyla, tüm telaşıyla...
Her şeyiyle...
Sevmek gerek bugünü,
Yaşamak için!
8 Aralık 2014 Pazartesi
İNTERNETTEN KİTAP
Uzun yıllar okuduğum kitapları kırtasiyelerden,kitapçılardan aldım. Baktım hem istediğim kitabı bulamıyorum hem de çok pahalıya alıyorum internetten kitap almaya başladım. Öyle ki internetten alışveriş bile yapmayı sevmezdim.
İlk önce Kitapyurdundan kitaplarımı aldım, fırsatları da yakalayınca çok güzel alışverişler yaptım. Birçok kitabımı o siteden çok uygun fiyata aldım, sıkıntı da yaşamadım. ( Yaşayanlar olmuş ama şükür denk gelmedim şimdiye kadar.) Ayrıca iletiyle (mesaj) sorduğum her soruya uygun cevaplar verdiler...
Sonra birgün Babil.com isimli siteyle karşılaştım, başlarda çok sıcak bakmadım. Sonra onlardan da bir kez alışveriş yapmaya karar verdim. Açıkçası sürpriz hediyelerinin ne olduğunu da merak etmedim değil, sürprizleri seven biri olarak. Hele birkaç yorumda kitap hediyesini duyunca tamam, dedim. Ve bugün kargom geldi, hediye olarak ayraçlar ve diğerlerinden farklı renkli bir ayraç geldi. Beklentim çok yüksek olmalı ki hayal kırıklığına uğradım. Çünkü Kitapyurdu'nda hediye göndereceklerini söylememelerine rağmen benzer hediyeler gönderiyorlardı.
Bundan sonra alışveriş yapar mıyım, tabii ki yaparım. Çok büyük bir sorun değil bu. Ama Kitapyurdu her zaman ilk tercihim olacaktır. (Umarım bir sorun yaşamam.)
7 Aralık 2014 Pazar
ÇOCUK OLABİLSEM!
Bir çocuk yüreği istiyorum şimdi,
İçimdeki tüm derdi tasayı yok edecek.
Bir çocuk kahkahası istiyorum şimdi,
Gözyaşlarımı silecek...
Umut istiyorum çocukların gözlerinde olandan,
Karamsarlığımı alıp götürecek.
Neşe istiyorum,sevinç istiyorum,
Oyuncağına kavuşan çocuğun neşesinden...
Zor mu, çok zor...
Hayat kargaşasını tanıyınca çok zor...
6 Aralık 2014 Cumartesi
HİÇBİRYER'E DÖNÜŞ (OYA BAYDAR)
CAN YAYINLARI
"Biten şeyler bana çaresizliğimi hatırlatıyor. " (sayfa: 19)
"Bin elemle doğuyor her yeni gün. " (sayfa:118)
Oya Baydar'ın ilk okuduğum kitabı. Başlarda geçişleri anlamakta zorluk yaşasam da kitap bittiğinde her şey yerine oturuyor. Bir devrimcinin gözünden yasadiklari anlatiliyor.
KİTAP MOLASI
Kitap okumayı çok seven biri olarak ara ara okuduğum kitaplardan da paylaşımlarda bulunacağım. Öncelikle ne zaman okumaya başladım hatırlamıyorum. Ortaokuldaydık. İki katlı, küçücük bir okulda mavi önlüklü bir öğrenciydim. Bembeyaz yakamı takar, okulun yolunu tutardım. Çantam hep ağırdı benim kitap taşımaktan ama gönlüm o ağırlığı hiç hissetmezdi.
Şanslıydım ben birbirinden değerli Türkçe Öğretmenleri emek verdi bana. Şanslıydım onların gözlerinin içini, ötesini gören öğrencilerden olduğum için. Şanslıydım o küçücük okulda gönlü kocaman öğretmenlerim olduğu için. Okulumuzdaki öğrencilerin maddi durumu çok iyi değildi, fakir bir okulduk. Kütüphanemiz yoktu. Ama ben kitapsız kalmadım. Öğretmenlerim bendeki o okuma aşkını görmüş olmalılar ki kendi kitaplarını benimle paylaştılar. Hatta kitaplarını hediye etttiler. Kütüphane kurmuştuk öğretmenimiz sevgili M.Y. ile. Sorumluluğu bana aitti. Bütün kitapları içtim su gibi. Açtım,susuzdum,içtim...
Sonra liseye gittim. O dört yıl uzak kaldım biraz kitaplardan. Okudum ama çok yetersizdi. Şükür ki üniversiteye gittiğim zaman kitaplarla geçecek olan yıllarım başladı. Türkçe Öğretmenliğini kazandım. Sırf kitapları sevdiğim için belki de Türkçe Öğretmeni oldum. =)
Şimdi amacım sadece çocuklarımın kitap okuması. Derslerimdeki ilk amacım da bu zaten. Onlara kitapları sevdirmek. Onları üzmeden,sıkmadan kitaplarla dost olmalarını sağlamak... Biliyorum içlerinden birkaçını kurtarabilirsem, kitap sevmelerini sağlayabilirsem başarılı olmuş olacağım.
Kitaplarla dolu nice günlere =)
4 Aralık 2014 Perşembe
AŞK!
Aşktır sana bakınca gözlerimin gülmesi,
Aşktır bana bakarken gülümsemen..
Ve aşktır seninle benim aramdaki...
Kaç yıl oldu ellerinin sıcaklığını hissedeli,
Kaç yıl oldu yüreğini yüreğimde hissedeli...
Dün, bugün,yarın bizim aramızdaki,
Ne şimdide gizli ne de geçmişte,
Anda gizli...
3 Aralık 2014 Çarşamba
GENÇLİK KORKUTUYOR BENİ!
Çok şey var söylenecek, dile getirilmesi gereken... Ama çaresiz olunca insan ne söylese boş kalır... Sussa vicdanı rahatsız olur, konuşsa...
Şu aralar uzun uzun çocuklara bakıyorum. Onları izliyoruz. Tavırlarını, davranışlarını anlamaya çalışıyorum. Anlayamıyorum... Ben de çocuktum ama asla birilerine zarar vermedim. Yanlışlıkla zarar verince canım acıdı, üzüldüm. Ama şimdi çocuklar çok acımasız. Birbirlerine zarar vermekten kaçınmıyorlar. Birilerini kırarak bir yerlere varabileceklerini sanıyorlar... Sevgiyi,saygıyı bilmiyorlar... Nerede hata yapıyoruz bilmiyorum ama geleceğimizden endişe duyuyorum... Bu kadar bencil olan bir nesil beni korkutuyor...
Umarım bunlar sadece benim korkularımdır...
1 Aralık 2014 Pazartesi
BİR KİTAP OKUDUM HAYATIM DEĞİŞTİ Mİ,
YOKSA OKUMAYI ÖĞRENDİM ÖĞRENELİ
KİTAP OKUYORUM,
HAYATIM HEP GÜZEL Mİ ?
ZİHNİMDE KÖY
Küçüktüm, yaz aylarını hasretle beklerdim. Tatil olması için değil de köye gidebilmek için. Kendimi özgür hissederdim. Korkusuz hissederdim. Büyük insan olurdum.
Bütün bir yıl yaratıcılığıma darbe vurulurdu, bir kalıba sokulmak istenirdim. İzinsiz hiçbir şey yapamaz, akıllı uslu çocuk olmam istenirdi. Ben de insanların bu isteğini elimden geldiğince destekler onların dediği gibi akıllı, uslu bir çocuk olurdum. (Şimdi düşünüyordum da kendime en büyük zararı o zaman vermişim... ) Sonra okullar tatil olur, köye kaçardık. Ailem karışmazdı bize orada, korumak zorunda oldukları dış etkenler çok fazla değildi. Rahat olurlardı, ben de istediğim gibi davranır, uslu çocuk olmak zorunda kalmazdım. Hayvanlardan korkmamayı orada öğrendim, onlara sarılmayı, onlarla konuşmayı... Köyden ayrılırken tek tek onlara sarılır veda ederdim. Tahtadan arabalar yapardık... Tenekelerden römork... Ne hasta olmaktan korkardık ne de mikrop kapmaktan. Huzur içinde uyur huzur içinde uyanırdık. Şimdi ne zaman köye gitsem yüzüm güler. İçimde bilmediğim bir huzur olur. Çünkü çocukluğumun en güzel günleri orada geçti...
Bu resim, günümüze ait. Kış için hazırlığını yapmış köy insanı. Çok şey anlatıyor aslında bu resim. İçi öyle dolu ki kelimelerim yetersiz kalıyor...
Ne mutlu köy yaşamının bütün zorluklarına rağmen mutlu olan köy insanına!
Sevgilerle...
30 Kasım 2014 Pazar
MEVSİMLER
Yazı yazmayı çok seviyorum ama hiç tepki almayınca acaba kendi kendime mi konuşuyorum diyorum. =) Belki de öyledir, kendim yazıp kendim okuyorumdur...
Kış mevsimi kendini göstermeye başladı. En çok üzüldüğüm nokta bu sonbaharda fotoğraf çekmedim hiç. Sonbaharın renklerini çok severim. Hüzün mevsimidir ya bana kendimi sorgulamamı sağlar... Çoğu zaman hüzünlensem de...
Kışı da çok severim ama hava kapalı olunca , soğuk olunca çok yoruluyorum psikolojik olarak... Umarm bu kış daha güzel geçer =)
29 Kasım 2014 Cumartesi
NASIL BUNA DAYANIR Kİ İNSAN?
Yirmi sekizinde bir anne... Daha ne oğluna doyabilmiş ne de eşine... Belki de umutla kalktıkları bir sabahtı, belki de birazcık tartışmışlardı... Ne olursa olsun aynı evin içinde mutluydular...
Yirmisindeydi komşunun oğluna sevdalandığında. Aileler başta olmaz deseler de yenememişlerdi sevdalarını... Evlendiler, mavi gözlü, sarı saçlı bir çocuğa anne baba oldular...
Mutlu oldular...
Uzaktan tanırdım onları, çok uzaktan. Ama oğullarını çok kez sokakta görüp sevmiş, zekasına hayran olmuştum.
Bir cumartesi sabahı aldım haberini... Yirmi sekizinde o güzel anne çocuğunu okula götürürken bir arabanın altında kalmış... Çocuğunun gözleri önünde. Şimdi neye yanarsın, o annenin öldüğüne mi, çocuğunun gördüğüne mi. O çocuğun anneye doyamamasına mı... Eşine mi? Hatta şoföre mi? Hepsine tek tek yandım... En çok da o mavi gözlü, sarı saçlı çocuğa...
Daha beş yaşında... Babasına sarılıp beni bırakma baba, diyormuş. Annem, benim yüzümden öldü, diyormuş. Çocuk aklıyla zihninde neler düşlüyordur kimbilir... Ve annesini en son o halde gördü, unutur mu sanmıyorum...
Güzel gözlü çocuk... Rabbim, yardımcın olsun... Rabbim seni babana, babanı sana bağışlasın...
24 Kasım 2014 Pazartesi
BİR ANI;İYİ Kİ ÖĞRETMENİM!
Öğretmenliğin ilk yıllarıydı. Heyecanlı, tedirgin, öğrencilerin yüreklerine inmeye çalışan acemi bir öğretmen... Okulun en yaramaz sınıfının, sınıf öğretmeniydim. Kim ne derse desin, ne kadar kızarsam kızayım hepsini çok severdim. Hepsi benim çocuğum gibiydi.
O gün, yine bütün gün onlar hakkında şikayetleri dinlemiş, içten içe onlara kızmıştım. İçimde bir yan da onların çocuk olduğunu hatırlatıp duruyordu. Biliyordum, birgün büyüyecekler ve kendilerini eleştireceklerdi...
Ders zili çaldı, merdivenlerden aşağı inerken kahve kokusu duydum. Ah, dedim ne kadar güzel kokuyor. Eve gidince hemen yapıp içeyim. o güzel koku eşliğinde derse girdim ve bir de ne göreyim elinde kahveyle kızlarım beni bekliyor. Hiç aklıma gelmezdi öğrencilerimin bunu yapacağı, konumuz kahveydi, Türk toplumunda kahvenin önemiydi... Araştırmalarını istemiştim, onlar bana kahveyle karşılık verdi...
Ne yaptım ben, kızdım çocuklara. Ama içimden, aferin diyerek. Sevinerek kızdım. Kızdım ki yapmamaları gereken bir şeyi yaptıkları için. Okulda bunun olmaması gerektiğini kabul etmemiz gerektiği için... Üzülerek kızdım çocuklarıma... Sonra baktım onlara, birgün başka yerde içeriz beraber olmaz mı, dedim... Yüzleri güldü. İçim güldü... Anlattım neden kızdığımı, baktılar bana ve anladım ki hiç kırılmadılar bana. Biliyorlardı eminim gözlerimden anlıyorlardı onları kucakladığımı kızarken...
Onlar benim çocuklarım, nasıl anne, nasıl bana üzülürse onların gözleri dolunca ben de üzülürüm... Benim de içimden bir şeyler kopar... Ve onlar gülünce içim coşar...
Ve ben iyi ki öğretmenim!
Etiketler:
bir anı,
blog,
iyi ki varlar,
ÖĞRETMENİM,
öğretmenler,
öğretmenler günü
Yer:
Ankara, Türkiye
23 Kasım 2014 Pazar
ÖĞRETMEN OLMAK...
Öğretmen olmak, her sabah güneşten önce doğmaktır... İnsanın içindeki o en karanlık anları aydınlatmaya çalışmaktır... Karanlığa meydan okumaktır.
Öğretmen olmak, gece aya eşlik etmektir öğrencilerini düşleyerek... Çoğu zaman her birini tek tek düşünüp, onlar adına korkmak onlar için mutlu olmaktır. Sayısız bedeni, sayısız ruhu yüreğinde hissetmektir...
Öğretmen olmak,tanımadığın insanlar için heyecanlanmaktır, onlarla ilk kez karşılaştığında. Gözlerindeki ışıkta kendini bulmak ve o ışığın hep aydınlanması için çabalamaktır...
Öğretmen olmak, doğuda batıda...kuzeyde güneyde... Anadolunun en ücra köşesinde... Bıkmadan, usanmadan hayat olmaktır,su olmaktır çorak gönüllere.
Sevmektir öğretmen olmak, o küçücük yürekleri,o açmayı bekleyen çiçekleri... Kimi zaman canımızı yaksalar da onlardan vazgeçmemektir...
Öğretmen olmak, kelimelerle anlatılamaz aslında, atlatmaya kimsenin kelimeleri yetmez sanki. Öğretmen olmak bu dünya üzerinde baki kalmaktır.
Sevgilerle,
Bütün Öğretmenlerimizin
Öğretmenler Günü Kutlu Olsun...
22 Kasım 2014 Cumartesi
YAZ OLSUN!
Ne zaman kış olur ömrümüz ne zaman yaz... Bu dışarıdaki mevsimle çoğu zaman örtüşmez... Dışarda lapa lapa kar yağarken ya da bardaktan boşalırcasına yağmur düşerken yer yüzüne içimiz en güzel yazları yaşar. Ya da tam tersi... Bu etrafımızdaki insanlara, en çok da bize bağlıdır...Hayatımız hep yaz olsun, yağmur yağacaksa da yaz yağmuru olsun...
Sevgiler...
21 Kasım 2014 Cuma
UYKUM VAR!
Her sabah, güne uyanmak öyle işkenceye dönüşüyor ki ben de, güneşin doğmasını istemez oldum. Uykuyu bu kadar seven ben, en çok da sabah uykusunu özledim... Uyumak adına nelerden vazgeçmedim ki... Kendime çok kurallar koydum, en çok da uyku için kurallarımı yıktım. Otuza merdiven dayadığım şu günlerde zamanın kıymetini hatırlatıp duruyor zihnim. Uyumaya çok zaman ayırma, zamanını başka şeylerle doldur, diyor da zihnimi dinlemeyen tarafım boşver o konuşsun dursun sen uyu diyor... Ne hoş değil mi? Çocukken de böyleydim, millet erkende kalkar sokaklara düşerdi top peşinde koşmak için de benim aklımın ucuna bile gelmezdi oyun, sonuçta uyku varken! Ya da o çok önemli sınavlarda erken saatte kalkıp da ders çalışmak, asla bana göre değildi. Kalksam da masada, kitabın başında uyuyakalırdım...
Sabahın bereketine inanıyor, zorla da kalksam o günlerimin daha verimli geçtiğini fark ediyorum. Ama o günler ne yazık ki bu verimliliğe rağmen mutsuz oluyorum. Ne yazık ki!
Sahi, benden başka uyku için yazı yazan var mıdır? Sanmıyorum... Ama şu aralar günlerce uyumaya ihtiyacım olduğundan mıdır nedir, kelimelerime düştü uykum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
